Rojhilat’ın edebi Hafızası: Hêmin
20. yüzyılın en önemli Kürt şair ve yazarlarından biri olarak tarihimize adını yazdıran Hêmin, Kürt kültür ve edebiyatının korunması ve canlandırılmasında çok önemli hizmetlerde bulundu. Hayatının alacakaranlığında Kürt edebiyatının parçalarını toplamak, kelimeleri üzerinde derinleşmek ve Kürt dili harmanını saflaştırmak için işe koyuldu.


Rojhilat'ın edebi hafızası: Hêmin
PERWER ARMED
1921 yılının 1 Mart gününde Doğu Kürdistan (Rojhilat)’ın Mahabad kentinin Laçin köyünde gözlerini dünyaya açmıştı. Gerçek adı Muhemedemînî Şêxelîslamî Mukrî’ydi. Çocukluğu, Rıza Şah’ın Kürdistan topraklarını da içine alan İran’da iktidarda olduğu dönemde geçer. Kürt kıyafetleri tamamen, Kürtçe ise kamu alanlarında yasaklanır; çarşı ve pazara "şapka" ve "teple" (bir tür şapka) getirilir, Kürtlerin ayaklanmaları kanlı biçimde bastırılır.
Eğitim için babası onu Mahabad’a gönderir ve oradaki Saadet Okulu’nda eğitime başlar. Köyden gelen Hêmin, Kürtçe dışında dil bilmemektedir ve o okulda kimse Kürtçe konuşamamaktadır. Mahabad’da o dönem köylülere "Kurmanj" denildiği için çocuklar onunla "Kurmanj" diyerek dalga geçerler. Hêmin o yılı büyük bir başarıyla tamamlar ve yazın köye dönerek köyün imamından ve babasından ders alır, yazı pratiği yapar.
Babası onun yazısının güzelleştiğini görünce, "Git imamlık dersi oku" diyerek okuldan alır. Mollalardan hiçbir zaman haz etmeyen Hêmin, bu acı durumla karşı karşıya kalır ve dört yıl boyunca Şêxê Burhan’ın tekkesinde okur. Ancak bu eğitimin pek bir faydası olmaz çünkü o dört yılı şakayla karışık geçirir. Tekkede bulunan çocuklardan biri, daha sonra Hejar ismini alacak ve ölene kadar hayatındaki en önemli dostu olacaktır.
Hejar, daha sonra Hêmin’den şöyle söz edecektir: “Hêmin ve ben, on-on iki yaşlarında, cılız ve çelimsiz iki çocuktuk. Tekkede bir araya gelmiştik; sözde ders okuyacaktık. Ne okuması? İki şaşkın ve avare... Aynı anda iki hocanın yanına verildik. Biri geniş sakallı, Arapça biliyor ama yazısı yok; diğeri ise uzun boylu, Farsça biliyor ve yazısı güzel. Gel de sopa ve dayak yeme, küfürlerden bahsetmiyorum bile. Kimsenin üzerine yemin etmem ama 'bir nebze bir şey öğrenmedik' desem zerre yalan olmaz. Haklıyım; bağdan üzüm çalmakta, ağaçlara taş atmakta, akrep, bit, pire ve civciv avlamakta, yuvalardan yumurta çıkarmakta kimse elimize su dökemezdi. Hêmin’in aksiliğine şiir gelip çatmıştı; sürekli mırıldanıp duruyordu. Arada bir yarım yamalak, eğri büğrü bir şiir yazar, gururla bana gösterirdi. Yani 'bak beni tanı, ben neyim' derdi. Ben zavallı ise şiir bile yazamazdım."
Hêmin’in şiir söylemesi bu şekilde tekkede başlamış ve gelişmişti. Kulice köyünde okuma yazması olmayan ama çok bilgili ve anlayışlı bir adam olan Seyyid Avla-yı Seyyid Mine’nin yanında bir süre ders almıştı ve Hêmin hayatı boyunca onu en büyük hocası olarak görecekti. Hêmin, 1938 yılında 17 yaşındayken Kulice köyündeki hocasından ayrılır ve ailesinin taşındığı Şilanave köyüne döner. Gündüzleri tarım işleriyle uğraşır, geceleri ise okuma ve şiir yazma ile meşgul olur. Babası durumu fark eder ve şiir defterlerini yakar; zira ona göre şiir yazmak “boş beleş”, getirisi olmayan bir işin ta kendisiydi.
Babasının memnuniyetsizliğine rağmen tarım ve hayvancılık işlerinde usta olmuş ve 1941’den itibaren bu işte başarı sağlamıştır. Ancak bir yıl sonra hayatını altüst eden bir gelişme yaşanır. 1942 yılında kısa adı JÊ-KAF olan Komeley Jiyanewey Kurdistan (Kürdistan Diriliş Cemiyeti) örgütüne üye oldu. Kuruluşunu ve ismini ilk kez duyduğu bu örgüt sır gibi saklanıyordu. İşte bu cemiyete üye olduğunda kod ad olarak “sakin, dingin, ağırbaşlı” anlamına gelen“Hêmin” (üye numarası 55’ti) ismini alır; zaten yakın arkadaşı Ebdurrahman Şerefkendî de "Hejar" ismini alacaktır.
Kürdistan Cumhuriyeti günleri…
Daha sonra JÊ-KAF, 22 Ocak 1946’da kuruluşunu duyuracak olan Kürdistan Cumhuriyeti’ne öncülük edecek Kürdistan Demokrat Partisi (PDK)’ne dönüşecektir. Hêmin de Hejar ile birlikte Cumhuriyetin reisi Pêşawa Qazî Mihemed tarafından “milli şair” ilan edilecektir. Hêmin, cumhurbaşkanının kâtibi olarak görevlendirilecek; Hejar ise cumhuriyetin radyosunda çalışmak üzere Tebriz’e gönderilecektir.
11 aylık ömrü olan Cumhuriyetin yıkılmasından, Qazî Mihemed ve arkadaşlarının idam edilmesinden sonra Hêmin memleketinden uzaklaştı, sınırı geçerek Güney Kürdistan topraklarındaki Qaladizê'ye sığındı. Bir süre bir camide gizlice yaşadı. Daha sonra İran yönetiminin Kürtlere karşı politikası yumuşayınca ve 1948’de aşiretler için af çıkınca Hêmin memleketine döndü; işine ve edebiyata odaklandı.
Mele Mistefa Barzani liderliğindeki Güney Kürdistan Hareketi'nin Irak hükümeti arasındaki 11 Mart 1970 barış anlaşmasından sonra Bağdat'a giderek oraya yerleşti ve Kürt Bilimler Akademisi'nin aktif üyesi oldu. Pehlevi monarşisinin 1979'da devrilmesinden sonra Rojhilat'a yeniden dönen Hêmin, ara sıra kendisini siyasi mücadelenin ortasında bulduysa da hep yazar, hep üretir; ölümüne kadar bu böyle devam etti.
“Dediğim sadece bir et parçasıdır,
kalbim aydınlık değil
İniltilerim geç değil, tam zamanıdır
….
Çok yas tuttum, neşeyi az gördüm
Var diyorlar ama ben görmedim”
O, edebi dizelerinden birkaçıdır. Kürt ve Kürdistan sevdasına ilişkin en ünlü şiiri de “Kurd im” (Kürdüm Ben)’dir; şöyle seslenir Hêmin o dizelerinde:
“Çilelere, hasretlere ve dertlere düşsem de ben
Asla boyun eğmem bu kahpe feleğe, merdim ben
Kara gözlere, benli boyunlara aşık değilim
Dağlara, taşlara ve kayalara aşığım ben
Bugün açlıktan veya çıplaklıktan donsam bile
Yabancıya uşaklık etmem bu dünyada sağ kaldıkça ben
Zincirden, ipten, darağacından korkum yok
Parça parça etseler, öldürseler de; yine ‘Kürdüm’ derim ben”
Hayatı boyunca Kürt özgürlük hareketlerinin yanında yer alan Hêmin, 1985 baharında Urmiye’de Sirwa dergisinin temelini attı. Ölene kadar sorumluluğunu üstleneceği Sirwe'nin ilk sayısı yaz başında halka ulaştı. Hêmin ilk sayısında şöyle der: "Umarım bu Sirwa (esinti) hep eser, gönülleri hep yeşertir, çiçekleri hep açtırır ve Kürtlerin kalbini hep mutlu eder." Dediği gibi de olur, Sirwe; Rojhilat'ın edebi dünyasından yeni bir pencere açacaktır.
20. yüzyılın en önemli Kürt şair ve yazarlarından biri olarak tarihimize adını yazdıran Hêmin, Kürt kültür ve edebiyatının korunması ve canlandırılmasında çok önemli hizmetlerde bulundu. Hayatının alacakaranlığında Kürt edebiyatının parçalarını toplamak, kelimeleri üzerinde derinleşmek, yabancı unsurları ayıklamak ve Kürt dili harmanını saflaştırmak için işe koyuldu.
18 Nisan 1986 günü sessiz sedasız, 65 yaşında, Urmiye’deki mütevazı evinde hayata gözlerini yumduğunda arkasında şu eserleri bırakacaktı:
Naleye Cudayî (Ayrılık İniltisi) - Divan, 1979.
Tarîk u Rûn (Karanlık ve Aydınlık) - Şiir ve Nesir, 1974.
Paşerok (Kalıntılar/Arda Kalanlar) - Şiir ve Nesir.
Tuhfeyi Muzefferiye (Oscar Mann’ın derlediği Kürt folklorunu Kürtçeye çevirmiştir).
Şazade û Geda (Prens ve Dilenci).
Qelay Dimdim (Dimdim Kalesi).
Hewarî Xalî (Boş Yayla).
Çepkê Gul, Çepkê Nêrgiz (Bir Demet Gül, Bir Demet Nergis).
Efsane Kurdiyekan (Kanat Kurdo’nun eserini Farsçaya çevirmiştir).
Paşerokî Mamosta Hêmin - Makaleler toplamı, Mahabad 1983.